3 Mayıs 2011 Salı

Eşitlik bizi bitirmesin!

Dünya’nın en güzel ülkesinde yaşadığımıza inanıyorum. Hatta burada doğup büyümek başımıza talih kuşu konması gibi bir şey…


Bu toprakların kültürüyle yoğrulmak başlı başına bir şans…

Yurtdışındaki insanların yüksek refah seviyesinde nasıl hayvanlaştıklarını görünce, insan bunu daha iyi anlıyor.

Tabii her güzelin bir kusuru var. Eğer bu gül gibi ülkeyi seviyorsan dikenlerine katlanacaksın. Her yerde, her alanda ayrı bir sıkıntı söz konusu…

Bunlardan biri de “eşitlik” meselesi… Kadın-erkek eşitliğinden tutun da kanunlar karşısındaki eşitliğe kadar bin bir türlü eşitlik var.

Ve maalesef hepsi kağıt üzerinde. Ne uygulandığı var, ne de uygulanması için gösterilen bir çaba…

“İyi” diyoruz, biz buna alıştık. Bu eşitliksiz düzende kendi düzenimizi kuralım. Tam bu sırada da ülkemizde uygulanmakta olan eşitlikler çıkıyor karşımıza…

E, artık isyan ediyoruz. Bu kadar da olmaz diyoruz….

Bir ülke düşünün ki;

- “Kadınların başörtüsü ve kıyafetlerle o güzelliklerini kapamalarına karşıyım” diyerek Türkiye’ye sapıklık dersi veren Oktay Ekşi’nin,

- “Öyle Bir Geçen Zaman ki” dizinde ki “Ali Kaptan’a” kameralar önünde bela okuyan teyzenin,

- Spermini sildiği kağıt peçeteyi yıllar sonra sergileyerek, “işte sanat eseri” diyen Bedri Baykam’ın,

- Vatana hizmet veya Kemalistlere düşmanlık ettiğini düşünerek Bedri Baykam’ı bıçaklayan İdiot’un,

- Mecliste başörtüsü problemi tartışıldığı sırada “Bu işin çözümü basit, eşi kapalı olan milletvekillerinin eşleri başlarını açarlar, bu sorunda çözülmüş olur.” diyen Kamer Genç’in,

- İkna odalarını kurarak genç kızlara işkence yapan Prof.Dr.Nur Serter’in,

- 28 Şubat sürecine Hürriyet’i ile destek veren Ertuğrul Özkök’ün,

- Yine 28 Şubat sürecinde bütün “rejim karşıtlarını” habercilik başarısıymış gibi canlı yayınlara çıkararak süreci körükleyen Uğur Dündar’ın,

- Bu süreçte Doğan Medya’sının verdiği malzemeleri kullanarak, yazılarıyla ortalığı iyice hararetlendiren Mustafa Balbay’ın,

- Onun bir hareketine bakan milyonlarca hayranı olmasına rağmen uyuşturucu kullanmaktan çekinmeyen Mega Star Tarkan’ın,

- Yıllardır yaptıklarıyla Türk Halkına ahlaksızlığı ahlak gibi gösteren Mehmet Ali Erbil’in,

- Yaptığı hareketlerle insanların dini değerlerle dalga geçmesine sebep olan Prof.Dr.Zekeriyya Beyaz’ın,

- İslam adı altında kendi uydurduğu dini insanlara aşılamaya çalışan Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün,

- Yaşar Nuri’yi İslam alimi olarak tanıtıp yıllarca reklamını yapan Esra Ceyhan’ın

- “Dekolte giyen kadın tecavüzü hak eder.” diyen Prof.Dr.Orhan Çeker’in,

- Kendisi gibi düşünmeyenleri “göbeklerini kaşıyanlar” diyerek aşağılayan Fazıl Say’ın,

- Magazin kültürü adı altında bir nesli mahveden Can Tanrıyar’ın

- Görevini yapmaya çalışan polise “milletvekili” kimliğini kullanarak tokat atan Sabahat Tuncel’in,

- Hrant Dink’in katili Ogün Samast’la resim çektiren polis memurlarının,

- Vatan-Millet-Sakarya diyerek bölücü faaliyetlerde bulunan Prof.Dr Yalçın Küçük’ün,

- Galatasaray maçını izlemeye gelen küçük Batuhan’ın kafasına şişe atan holiganın,

“OYLARI” ile dağdaki “ÇOBANIN” oyu eşit!

Yukarıdaki isimlerle, çobanlık yapıp ekmek parasını kazanmaktan başka suçu olmayan bir “çobanın” aynı kefeye konulması ve siz eşitsiniz denmesi ne büyük bir haksızlıktır.

Çobana açıkça bir hakarettir!

Dedik ya, “ülkemizi” seviyoruz ve dikenlerine katlanıyoruz…