Sevgili Gandicim;
Öncelikle için ferah tut. Kimse kimseye karışamaz. Parası olan elbette tekne de alır, gömlekte...
Ancak seçim zamanı verilen erzakları, elektronik eşyaları eleştirip sonra da Zonguldak’ta kaybettiğimiz işçilerimizin cenazesinde adeta onları aşağılayarak, onların acılı ailelerini kullanarak aynı vaatlerde bulunursan işimiz zor.
Fakir olan lider makbuldür anlayışıyla nereye kadar... Ben fakirim, mütevazi bir hayat yaşıyorum öyleyse bana oy verin. Ama siyasi beyin, liderlik gücü nerde kaldı? Her liderde bulunan hatiplik özelliği olmadan bu iş olur mu? Bak başbakana, bak CHP eski genel başkanına…
Seni defalarca başkalarına iftira atarken gördüm televizyonda. Attığın hiçbir iftirayı ispatlayamadın. Onlara ne oldu? Melih Gökçek'e tek iddia sundun aksini yüzlerce belgeyle ispatladı da, Sen O’nun yüzlerce iddiasına bir tane belge sunamadın. Sadece sırıttın. Üstelik programın sunucusu ve tartışmanın moderatörü olan beyefendi de senin tarafındaydı. Bunları unuttuk mu?
Onur Öymen, Dersimde yapılan katliamı örnek göstererek senin kardeşlerini tehdit ederken, sen iki tarafı da idare etmeye çalıştın. Beğenmediğin AK Parti içinde bile bakanlar arası fikir ayrılıkları olurken, sen kendi partinden bir milletvekiline, böyle hassas bir konuda tavır koyamadın.
İstanbul belediye seçimlerinde aday oldun. Bakalım ne diyecek bu sefer diye dinledik seni biraz heyecan, biraz umutla... Ama ortada sadece bir şarkı ve incir çekirdeğini doldurmayacak vaatler vardı. Ekmek fiyatlarına takmıştın kafayı. Hala küçük düşünüyordun. İstanbul'a yapılan milyarlarca yatırımı görmüyordun, görmek istemiyordun. Çünkü onlar senin vizyonuna uygun değildi. Sen “vaat et, oyu kap, sonra da yapma” anlayışıyla hareket ediyordun ama vaat etmek için bile kafanı yormuyordun. Hayal gücünü kullanıp daha büyük vaatler yapsaydın belki de şimdi sen başkandın İstanbul'da... Çokta hakkını yemeyelim. Sen büyük bir vaatte bulunuyordun İstanbul için. "İstanbul'a gençlik meclisini açacağız" diyordun. Adeta gençliğin oylarına talip oluyordun bu harika fikrinle… Her fırsatta önleri kesilen gençler, senin bu dâhiyane vaadinle özgürlüklerine kavuşacaklardı. Onlarda bu ülkeye hizmet edebilecek ve çekirdekten yetişeceklerdi. Aynı dakikalarda bu vaatlerin, gençlik meclisinden izleniyordu. Çünkü o meclis çoktan açılmıştı bile... İşte sen bu kadar bildiğin bir işe, bu kadar ucuz numaralarla talip olmuştun.
Ergenekonun avukatı olduğunu iddia eden eski genel başkanının hep yanında yer aldın. Sanki O avukatı, Sen ise muhasebe müdürüydün Ergenekon terör örgütünün. Pardon bir hata yaptım. Çünkü sen, Ergenekon’un terör örgütü olduğunu bile kabul etmedin. Gerçi senin terör örgütü kavramını sorgulamak lazım. Çünkü basın toplantısında, bebek katili Abdullah Öcalan’ın “kankası” Yalçın Küçük'ü sen savundun.
Ve başkan seçildin CHP'ye... Ortak oldun o büyük bankaya. Koskoca konuşmanda bir kere kürtler ve kürt sorunu diyemedin. Dertlerimizin çarelerini dile getirmek yerine yine hükümete yüklendin. Yeni fikriler yeni çözümler sunmak yerine, başkalarının yanlışlarından kazanç sağlama yolunu seçtin.
Ve CHP'de hiçbir şeyin değişmediğini bize gösterdin.
Şimdi bizden oy istiyorsun...